Skip to main content

Posts

Showing posts from 2009

Kadir Has Üniversitesi’nde kendi işinin patronu olma üzerine söyleşi

Geçtiğimiz haftalarda Kadir Has Üniversitesi, Young CEO Club aracılığı ile beni ve Chocnette’nin ortaklarından Kadir Karagöz’ü Üniversiteli iken patron olmak konulu panele davet ettiler. Yaklaşık 30 kişinin katıldığı panel oldukça keyifli geçti. İlk önce ben yaptığım işin kuruluş aşamasındaki zorluklarını anlattım. Daha sonra Kadir anlattı. Her ikimizin de yaptığı iş ve sektör oldukça varklı olmasına ramen yaşanılan zorluklar denkti. Kadir de defalarca hata yapmıştı, ben de. Oldukça başarılı bir girişimci olarak gördüğüm Kadir’in hikayesini kendi ağzından dinlediğimde daha önceden duyduğum bir söz aklıma geldi. Türkçe’ye çevirmeyeceğim. Being successful is just like being pregnant; everyone congratulates you, but no one knows how many times you have been f*cked.  Yaklaşık 25 dakika konuştuk ve sonrasında üniversiteli arkadaşlarımızın sorularını cevapladık. Oldukça keyifli geçen bu gün için Kadir Has Üniversitesi öğrencilerine teşekkür ederim.


GelistrendTV Röpörtajı

Geçtiğimiz günlerde bir pazar günü Ömer Ekinci beni aradı. Bir süredir takip ettiğim ve çok güzel yazılar okuduğum Geliştrend.com bloguna bir de TV özelliği eklemiş. İşini geliştiren insanlarla 10 dakikalık söyleşiler yapıyor. Yapılan söyleşileri de yine geliştrend.com adresinde yayınlanıyor. Uğur Özmen hocamın şu tavsiyesine de link vermeden duramayacağım. Ömer ile kısa bir çekim yaptık ve çok kısa zamanda da bunu sitede yayınladı. Yapılan söyleşiyi izlemek için bağlantıya tıklayabilirsiniz.

Röpörtajı izlemek için tıklayın.

Taksici ve berberle neden konuşmalı?

İş dünyasında eğer belli arkadaş çevrenizin takılacağı bir Cafe açmayacaksanız, 100 bin dolar üzeri araba, veya üst segmentte ev satmayacaksanız herkesin fikrini almanız gerekebilir. Taksiye bindiğinizde çantanızdan dergiyi çıkarıp okumaktansa taksiciyle laflamanız her zaman faydalı olacaktır. Zaten taksiciler de bunun için dünden razılardır. Sadece “Piyasalar da çok durgun… Senin işler nasıl?” veya “Taksi plakaları baya düşmüş, doğru mu? Var mı öyle birşey?” Demeniz yeterli.. bir iki dakika o birşey anlatır sonra siz sorun o cevaplasın. Unutmayın doğru cevaplar beklemiyoruz sadece halkın görüşünü toplamak istiyoruz bu konuşmalarda. İşinin ehli bir taksicinin veya berberin fikrinin olmadığı bir konu yoktur. Kesinlikle öğreneceğiniz birşeyler vardır.

Toplantıya gitmek için 2 saat yetmez

Bu sabah şimdiye kadar girdiğim en önemli toplantılardan birine girdim. Yaklaşık bir hafta önceden takvimler planlandı ve 30 Haziran saat 09.30 olarak sözleşildi. Holding en büyüklerden biriydi ama toplantı gündeminden bahsetmem uygun olmaz. Sabah toplantım var diye yapacağım sunumu dün gece 2 ye kadar tekrar ettim, detaylara indim diğer katılımcıları araştırdım. Günün planını yaparken de basit bir hesap yaptım. Evimle gideceğim yerin arası 40 km, 07.30 da yola çıkarsam, 08.45 de orada olurum, kahvaltımı yaparım dinlenirim diye planladım.

Olmadı! Saat 07.50′de Kavacık Kavşağı’ndaydım. Saat 08. 30′da da Kavacık Kavşağı’ndaydım. Saat 09.30′da da Kavacık Kavşağı’ndaydım. Ancak 10.15′de Holding binasına gelebilmiştim. Gecikeceğimi telefonda haber vermiştim ama yinede yediremedim kendime.

İstanbul’da bir toplantıya yetişmek için 3 saat önce mi yola çıkmalıyım? Motorsiklet mi almalıyım? Belki de iş yerimden, evimden çıkmamalıyım. :)

TRT Bilişim Rüzgarı Sunumax söyleşisi

Sadık Kocabaşa @ Yahoo! Video
Aralık 2008′de TRT’de yayınlanan Bilişim Rüzgarı adlı programa beni Hakan Aybars konuk olarak davet etti. Bir kez daha burdan teşekkür ediyorum.  Sunumax teknolojisi onlarında ilgisini çekmişti. Yaptığımız bu teknolojiyi daha çok insana duyurmak için güzel bir fırsattı. Çok sıcak olan Bilişim Rüzgarı ekibiyle söyleşi yapmak son derece keyifliydi. Yaklaşık 13 dakika süren söyleşimizi paylaşıyorum. Sunumax hakkında birçok bilgiyi burada özetledik.

İş görüşmesine erkek arkadaşıyla gelen kız.

Bu hafta iş görüşmeleriyle geçti. En ilginç olanını paylaşmak istiyroum. Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birinde son sınıf öğrencisi olan aday görüşmeye söz verdiği saatten 3 saat sonra geldi. Benle aynı yaşlarda olan aday kapıdan girdiğinde yanında bizlerle aynı yaşlarda bir bey daha vardı. Sekreterimiz onları kabul etti ve biraz bekletti, çünkü telefondaydım. Telefon görüşmesi bitince yanlarına gittim ve karşıladım. Adaya ismiyle hitap ettim ve yanındaki arkadaşına siz kimsiniz dercesine kendimi tanıttım. İsmini söyledi ve adayın erkek arkadaşı olduğunu söyledi. Peki dedim çünkü burası İstanbul, kız arkadaşı nasıl bir ortamda çalışacak diye merak ediyor olabilir dedim. Bence yukarı kadar çıkması bile gereksizdi ama neyse…
Adaya “buyrun toplantı odasına geçelim” dedim ve önden toplantı odasına doğru yürürüdüm. Arkadan erkek arkadaşı da geldi ve toplantı odasında kendi uygun gördüğü (adayın yanına) bir yere oturdu. “Siz de mi katılacaksınız görüşmeye” dedim. Cevabın…